Prof.Dr.Acar, “Artık krizlere daha dayanıklıyız”

Katip Çelebi – Dünyada yaşanan son ekonomik kriz sonrasında yılbaşından beri ABD’de dahi 20 kadar irili ufaklı banka kapatılırken, Türkiye’nin 2001 krizi sonrası özellikle bankacılık sektöründe, yaptığı düzenlemeler sayesinde sarsıcı etkinin daha hafif hissedilmesine yol açtı. Türkiye’de güçlü bir finans sektörü oluştuğuna dikkat çeken İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Dekanı Prof. Dr. İbrahim Attila Acar’a göre Türk halkı gelirini yönetme ve istikrarını koruma konusunda başarılı bir konuma geldi.

Finans yapısının güçlü olmasının,  ekonomik hareketliliğin devamını sağladığını ifade eden İKÇÜ İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Acar’a göre: ”Ekonomide bir hareketsizlik durumu söz konusu değil. Vatandaş çekinmeden kredi alıyor; ticaret yapıyor, kredi alıyor; bireysel ihtiyaçlarını karşılıyor. Bankalar hem ticari hem de bireysel krediler kullandırtarak ekonomideki kilitlenmeye engel oluyor. Kısaca ekonomide yaprak ‘kımıldıyor”

“Bankalar kredi kullanımını kolaylaştırıyor”

Kredilerin açık olduğunu belirten Dekan Prof. Dr. Acar, vatandaşın bankaya gittiğinde paraya ulaşmakta zorluk çekmediğini ifade ederek: “Bugün bir bankaya müracaat ettiğinizde birkaç gün içinde krediniz onaylanıyor. Bankalar kredi kullanımını zorlaştırmıyor; bilakis kredi vermek istiyor” şeklinde konuştu. Bankaların sadece belirsizlik dönemlerinde kredi kullandırtma konusunda isteksiz davrandığını hatırlatan Prof. Dr. Acar, finans sektörünün gücünün yerinde olduğunu belirterek bankacılık sektörünün ilk altı ayda 1 trilyon TL kredi hacmine ve 14 milyar TL karlılığa ulaştığını hatırlattı.

“Beklentiler iyimserliğe dönüştü”

“Bankacılık sektöründe hal ve gidişat iyi. Dünyada 2007’den beri bankalar batarken bizim büyük bankalarımızın her biri yılda 3’er milyar kar etti. Bu gerçekten çok ciddi bir rakam” diyen Dekan Prof. Dr. Acar, finans yapısının bu kadar güçlü olması hakkında iki önemli hususa işaret ediyor. Prof.Dr.Acar, “Birincisi; bankalar demek ki fon toplayabiliyor, topladıkları parayı da satabiliyor. Bankalar faizdeki hareketliliğe rağmen kredi verebiliyorsa ve vatandaş da talep ediyorsa, daha da önemlisi bankalar kredi vermek istiyorsa, gelecekten beklentiler iyimserliğe dönüşmüş demektir” 

“Artık krizlere daha dayanıklıyız”

Prof.Dr. Acar, bu iyimser tablonun ortaya çıkmasında, nüfusun önemli bir kısmını oluşturan orta gelirli kesimin para harcamaktan çekinmemesinin son derece etkili olduğunu kaydetti. Atlatılan krizlerle, orta gelirli vatandaşlarımızın gelirlerini yönetmede de maharet sahibi olduğunu, gelirlerinde belirli bir noktada korozyon oluşsa da ihtiyaç anında bunu kredi gibi dış finansmanla kolayca çözdüğünün altını çizen Prof. Dr. Acar: “Kriz dönemlerinde artık birden gelir kaybına uğrayan, batıp giden bir kitlemiz yok. Olsa da 10 sene 20 sene öncesine göre daha az. Son kriz istatistiklerine bakıldığında evi dağılan, işi bozulan insan kitlesinin azaldığı görülüyor. Biz krize karşı artık daha dayanıklıyız. Bundan dolayıdır ki insanımız harcamalarında rahat, zor günlerinde dahi tatillerini yapabiliyor, evini-arabasını yenileyebiliyor.” açıklamalarında bulundu.

“Krizlerdeki kararlı ve kaygılı bekleyiş ortadan kalktı”

Otomobil piyasasındaki talep artışının ekonomideki sıcak havaya örnek gösterilebileceğini ifade eden Dekan Prof. Dr. Acar: “Merkezi Almanya olan bir lüks otomobil firması satışlarını açıkladı. Markanın Türkiye’deki satışları bir önceki yıla göre yüzde 75 artarken, Rusya’da Belçika’da, İngiltere’de yüzde 15-20 artmış. Aynı markanın Almanya’daki satışları gerilemiş. Dünyada kriz var, Avrupa’da pek çok ülke ekonomik sıkıntılar içinde. Otomobil piyasası Avrupa’da yüzde 6 yüzde 9 oranında büyürken bu oran ülkemizde yüzde 19. Demek ki krizlerdeki belirsizliğe karşı “kararlı ve kaygılı bekleyiş” ortadan kalkmaya başlamış” dedi.

Editör: Çağdaş Can

Bunları da sevebilirsiniz

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir