Merhaba

 

 

      

   Tarihsel adı Fokai yani ‘fok bölgesi’ anlamına gelen Foça’da bu anlama bakıp da sadece fok balıkları var diye düşündüyseniz hata edersiniz! Foçalı denizcilerin Marsilya’ya kadar Kybele teknesi ile giderek şehir kurduklarını duymuş da olabilirsiniz. Evet, bu da doğru! Foça Karası şarabını da unutmayalım… Ama ben bunları değil, ataları kadar olmasa da her fırsatta denize çıkan, yelken yapan, yeni yerler, ufuklar keşfeden Foça’nın bugünkü yelkencilerini ve onların maceralarını anlatacağım daha çok. Yani güncel deniz tutkusunu, yani yelken ve deniz aşkıyla atan yüreklerin maceralarını…

 

    Günlerden Çarşamba, güneşli ve denizci bir gün… Emekli arkadaşlarımızın faaliyet günlerinden bir tanesi… Hemen, heyecanlı bir şekilde, emekli ancak şu an sadece işleri deniz ve yelken olan ağabeylerim ile buluşuyorum.

 

     Tekneler seyre hazır. Seren direklerindeki ıskotaların rüzgarın etkisi ile direklere vurarak çıkardıkları sesleri bir müddet dinliyorum. Bu ses özellikle sert havalarda beni çok etkilemekte, sadece bu sesi dinlemek için eskiden Kalamış marinada rüzgar altı bir mevkide geçirdiğim keyifli zamanları hatırlıyorum… Ancak bu sesler bir anda deneyimli denizci büyüklerimin, “Bismillah Kıç Fora” talimatı ile rüzgara karışıp bir an için belleklerden siliniyor… Ve başlıyoruz…

 

      Evet, görev belli: Seyir esnasında Nelea teknesinin otomatik pilot arızası tecrübe edilerek giderilecek ve Akburun ile Karapınar arasında şirin bir belde olan Kaynarpınar limanı ziyaret edilerek, Kaynarpınar’daki Tiger teknesi yedeklenerek Foça’ya intikal ettirilecek…

 

     Makine gürültüsüne tahammül edilemediği için avaradan (tekneler limandan ayrılır ayrılmaz) hemen sonra makinalar susturularak, sadece rüzgarın yelkenlere ve bedenimize, dalgaların ise borda ve karinamızda çıkarttığı sesleri dinlemeye başlıyoruz. 

 

     Almanya’dan transfer ettiğimiz Walter isimli beyefendi ile meslektaşım Bülent Kaptan, kişisel bilgi ve birikimleri ile bazen vücut dili kullanarak -nadiren almanca konuşarak- yaklaşık iki saat süre ile otomatik pilot test ve tecrübe seyrine devam ettiler. Bu esnada Blunote teknesi ise Foça-Karaburun arasını yarılamış, Tiger teknesini yedeklemek üzere Kaynarpınar’a doğru, gemi hattında yelken seyrine devam etmekteydi. Büyük umutlarla transfer ettiğimiz Walter beyefendi, üzülerek söylüyorum ki: iki saatlik tecrübe sonunda muvaffak olamadı ve cezalandırılmak üzere Foça limanına geri bırakıldı… Hem arızayı gidermek için yetersiz kal hem de gel seyir yap… Var mı bu denizcinin kitabında?

     Bu arada Blunote teknesi ikindi vakti Kaynarpınar’a limanına aborda oldu. Bluenote Kaptanı çok büyük bir keyifle yapmış olduğu seyrin yorgunluğunu bir bardak çay ile çıkartırken, kadim dostu ve sadık mürettebat üyelerinden bay Escape ise Tiger’ı yedeklemek için hazırlık yapıyordu… Hazırlık yapıyordu ama Tiger teknesinin anahtarlarını unuttuğu için hem teknenin içine giremiyor hem de yedekleme donanımını bir türlü tamamlayamıyordu. Bu sebeple; tüm yedekleme donanımı denizci bir tekne olan Bluenote tarafından sağlanıyordu. Artık dönüşe geçilebilirdi.

     İntikale her zaman olduğu gibi cenova ve yelkenle başlandı. Dedik ya makine gürültüsünü sevmiyoruz diye… Ancak Blunote teknesinde birkaç değişiklik vardı. Onlardan bir tanesi; bay Escape yedeklenen teknede idi… Ve anahtarlar olmadığı için kamaraya giremiyordu. Seyir sonunda kulaklarını görmeniz lazımdı. Büyük ve kırmızı bir çift kulak… Diğer değişiklik ise Blunote Kaptanının kıyafeti idi, güzel denizci bir tekneye de böyle bir kıyafet yakışırdı zaten. Lakin kıyafet biraz BOAT-SHOW kokmaktaydı, ancak görülmeye değerdi.

 

     Bluenote teknesi gemi hattına kadar cenova ve yelken ile ortalama Beş knot sürat ile seyre devam ederek Nelea teknesi ile ilk teması sağladı. Sağladı ama şiddetini arttıran Poyraz, yelkenleri camadana vurmaya,(yelken alanını küçültmeye) zorlamaya başladı. Önce cenova mayna (indirildi) edildi. Hız dört knot. Orsa tırmanırken yedek çeken Blunote, poyrazın da şiddetini arttırması ile beraber iyice yavaşlamaya başladığı için, istemeye istemeye makinaları devreye alarak ana yelken ve makine ile intikal süratini ayarladı. Nelea ise artan poyrazın etkisini yaklaşık yirmi derece yatarak içindeki tüm denizcilere gösterdi. Hatta Bülent Kaptan lumbuzdan dışarı baktığında Levrek akını olduğunu farkederek, Limandaki balıkçı dostlarını arayıp müjdeyi verdi. Nelea’nın denizaltı olmadığını farkeden korsanlar çareyi,  öncelikle yelkenleri camadana vurmak sonra da ana yelkeni indirerek sadece flok ve mizana yelkeni ile Hacılar Koyuna kadar orsa yükselerek intikal süratini ayarlamakta buldular.  Ve tabi havanın kararması, yağmurun etkisi ve poyrazın şiddetini arttırması ile tüm yelkenler inerek sadece makine ile intikale geçilmek zorunda kalındı.

 

     Limana ilk bağlayan Nelea sonra ise Blunote oldu. Tabi ki, Tiger teknesi de Blunote ile Escape arasındaki yerini aldı. Ve akşam yemeği yani ‘Foça Gelişim Projesi Faaliyetleri’ icra edilmek üzere hummalı bir çalışma başladı…

 

     Sevgili dostlar şimdi soruyorum size, ben hangi teknedeydim?  Fiilen denize çıkmayan bir insan, Foça-Karaburun arasındaki seyir tecrübelerini bu şekilde ifade edebilir mi? 

 

     Ulu önder Mustafa Kemal Atatürkün çok beğendiğim bir sözü ile yazımı noktalarken, son olarak diyorum ki; ben o gün aynı anda Nelea, Blunote, Tiger’daydım. Ve hatta Ege Denizi’nde ki tüm teknelerin içindeydim… O gün ben denizlerdeydim…

 

"Beni görmek demek, mutlaka yüzümü görmek demek değildir. Benim fikirlerimi, benim duygularımı anlıyorsanız ve hissediyorsanız, bu kafidir."

 

     Bundan böyle yukarıdaki gibi öykülerle tüm denizleri dolaşacağız, deniz ve yelken, navigasyon ve yıldızlar ile ilgili öyküler ve bilgileri paylaşacağız. Bu yazıda ilgi alanı denizcilik olmayan dostlar, denizci dili ile ilgili olan kelimelerden sıkılmış olabilir. Ama bundan sonraki yazılarda o kavramları da açıklayacağız. Yukarıda ismi geçen tekneleri, onların kaptanlarını da ve onların deniz aşkını da anlatacağız…

 

    Selametle…

Bunları da sevebilirsiniz

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir