HEYKELİ GÖZALTINA ALDILAR HEM DE İZMİR’DE…

HEYKELİ GÖZALTINA ALDILAR,
HEM DE İZMİR’DE!..

Sanat, musiki toplum yaşamında yerlerini almadıkça uygarlık dağın berisinde bile kalacak.
(Prof.Dr.Doğan KUBAN)

İzmir Çeşme’de bir sokak sanatçısının ‘’sanatını
sergilemesini’’
belediye zabıtaları yasakladı!
Yıllardır Türkiye’de ve Dünya’da gösterilere çıkan
sanatçı, kendi ifadesiyle ‘’yassah kardeşimciler’’den
dilenci muamelesi gördü, polis marifetiyle de
karakola götürüldü.
Hem de üzerinde canlı heykel kostümü ve makyajıyla!..
Yolda düşünüyordu sanatçı Erdal Çoban;
‘’ Daha önce 24 saat 34 dakika olarak kırdığım
aralıksız canlı heykel performansını önümüzdeki
sene 35 saate çıkarmak için Belçika ve Hollanda
ile görüşürken şu başıma gelenlere bak! Dilencilikle suçlanıyorum!..’’
Bir zabıtanın ‘’Ne yani işte bu da dilencilik değil mi’’ demesiyle irkildi sanatçı, o
anda da üç beş tane Suriyeli çocuğun ellerindeki
sakız kutuları ile kendisine gülümsediğini farketti(!)
Ceza kesildi ‘’Kabahatlar Kanunu’’na göre; 144 lira(!)
Sonra ne yaptı Erdal Çoban?
Kızına bir mektup kaleme aldı; sonunu da şöyle bitirdi;
“Eftelyam,
Hayallerimi kaldırımlara serdim, buyursunlar ezip geçsinler.
Er ya da geç birileri yerden alıp hak ettiği yere koyacaktır.”
Bekir Yurdakul’un şu sözü ‘’zihniyeti’’ özetler sanki;
‘’Kitaplardan, sanattan uzağa düşmüşse insan;
eksiktir yaşadığı hayat, o bunun ayırtında olmasa bile…’’

***

Eski’sinde de Yeni’sinde de zordur sanat-çılık/
kültür insanlığı bu ülkede…
İktidarı da muhalefeti de sanat(çılık)tan hazzetmezler asla!
Kendi sanatlarını, sanatçılarını yaratmaya(!) çalışırlar.
Kültürel tarihimizin simgeleri tiyatrolar,
‘’kapısı sokağa açılan sanat mekanı’’ demek sinemalar,
sahneler, güzide sanat mekânları yok olur gider…
O tiyatrocular ki, 1960’lara kadar sanatçı sayılmaz,
hatta mahkemelerde şahitlikleri kabul edilmezdi!
(Hala bazı kıt akıllılar günümüzde
aşağılama deyimi olarak tiyatro’yu kullanır)
Şarkılar, türküler, şiirler, piyesler, oyunlar,
konserler yasaklanır.
Dünyanın tanıdığı sanatçılar hapis cezaları ile terbiye edilmeye çalışılır.
Biat etmeyen sanatçı işinden edilir.
Kitap bombadan tehlikeli bulunur, yakılacaklar
listesinde ilk sıradadır.
Şaire, ‘’Yazılarım otuz kırk dilde basılır/
Türkiye’mde Türkçe’mle yasak!’’ dedirtilir.
O şairin kitaplarını yayınlayanlar, basanlar,
resimleyenler; sevk zincirleriyle zindana atılır.
TV dizilerinden çıkarılır sanatçılar, TRT’de de
kara listeye alınırlar.
Heykeller ucubedir, içine tükürenler de çıkar!..

***
Sanatçı bir güzellik bulan, bir güzellik yaratan;
bunu birlikte okuyup dillendirelim, zevkimize
zevk katalım’’ diyebilene örnektir!
Sanatçı ‘’bilgece’’; kendi özgürlük düşüncesini
toplum için de isteyen ama bunun ütopik
bir çaba olduğunu da asla kabul etmeyen bir inatçı keçidir!
Sanatçıya
‘’dilenci muamelesi’’ gören zihniyete
bizim de sözümüz var;
‘’Utancı bilerek yaşamak; korkunçtur!
Daha korkuncu da var; utancı bilerekten yaşatmak!..’’
Sanat-çı;
sevgidir…
İnsanlıktır…
Özgür düşünce kalesidir!..

 

Bunları da sevebilirsiniz

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir