“Diyabetle Daha İyi Yaşam Mümkün”

Dünya Diyabet Günü etkinlikleri çerçevesinde Ankara’da düzenlenen “Geleceğimizi Diyabetten Koruyalım” başlıklı toplantıda konuşan Lilly İlaç Genel Müdürü Kadir Tepebaşı, diyabetin daha kontrollü bir seyir izleyebilmesi için hastalık yönetiminin önemini vurguladı. Tepebaşı “Toplumda diyabet konusunda farkındalığı geliştirmek ve diyabetli hastaları eğitmek, hem toplum sağlığının iyileştirilmesi hem de hastalığın devlete yükünün azaltılması açısından son derece önemlidir” dedi.

14 Kasım Dünya Diyabet Günü Etkinlikleri çerçevesinde Sağlık Bakanlığının ev sahipliğinde ve Türkiye Diyabet Vakfı katkılarıyla Ankara’da düzenlenen “Geleceğimizi Diyabetten Koruyalım” başlıklı toplantının açılış konuşmalarını Sağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğlu ve Uluslararası Diyabet Federasyonu (IDF) Dünya Başkanı Sir Michael Hirst yaptı.

 

Sağlık Bakanlığı ve sivil toplum kuruluşlarının diyabet alanında yaptığı çalışmaların paylaşıldığı toplantıya Araştırmacı İlaç Firmalarını temsilen katılan Lilly İlaç Genel Müdürü Kadir Tepebaşı diyabette özel sektörün rolüne değindi.

 

Diyabetle mücadelenin çok geniş bir kesimin desteği ve uzun soluklu katkılarıyla başarılı olabileceğini vurgulayan Tepebaşı, “Araştırmacı ilaç firmaları olarak diyabetin önlenebilmesi ve etkin yönetimi için hastaların bireysel ihtiyaçları doğrultusunda, tüm paydaşların hep birlikte, uzun vadeli politikalar geliştirilmesi ve hayata geçirilmesi için çalışması gerektiğine inanıyoruz” dedi.

 

Diyabetin ölümcül bir hastalık olduğu 1920’li yıllardan bu yana diyabet tedavisinde çığır açan  buluşlar sayesinde çok büyük gelişmeler yaşandığına dikkat çeken Tepebaşı “Ancak hastalık yönetimi önemini her zaman korumaktadır. Hastanın eğitimi, hastalık konusunda farkındalığın artırılması, etkin tedavi uygulamalarının önemi, devletin hastalığa yaklaşımı ve tedaviye ayrılan kaynaklar, diyabetin bundan sonra daha kontrollü bir seyir izleyebilmesi için bütünlüklü olarak bir arada ele alınması gereken alanlardır. Bizlere düşen görev hep birlikte tüm bu alanlarda etkin politikalar  oluşmasına ve bunların hayata geçmesine destek olmaktır.” diye konuştu.

 

Konuşmasında Türkiye’de gerçek hayat verileri kullanılarak 2010 yılında yapılan bir çalışmaya da değinen Tepebaşı, “Bu araştırma sonuçlarına göre diyabet hastalığı ve komplikasyonlarının kamuya doğrudan maliyetinin 13 milyar TL’ye yakın olduğu hesaplanmıştır.1  Diyabetin ilaç tedavisi için harcanan miktar toplam maliyetin sadece %11’dir. Bu rakamlar göstermektedir ki hastalık yönetimi, sadece hastaların yaşam kalitelerini doğrudan etkilemekle kalmaz aynı zamanda bir ülkenin ekonomisine de çok büyük etki yapar” dedi. 

 

Hastalık yönetiminin bir başka önemli ayağının da  ideal tedavi rejiminin uygulanması ve bunu temin etmek üzere bu alana yeterli finansman sağlanması olduğunu belirten Kadir Tepebaşı, ilaç hizmetlerinin kalitesinin sürdürülebilirliği açısından mevcut fiyatlandırma mekanizmasının yarattığı darboğazda, bütçe kontrolü amaçlı önlemlerden diyabet gibi kritik öneme sahip tedavi alanlarının mutlaka ayrıştırılması ve diyabetin etkin şekilde yönetimi için gerekli  bütçenin sağlanmaya devam etmesi gerektiğini ve bazı iyileştirmelere ihtiyaç duyulduğunu  vurguladı.

 

“Diyabet alanında geliştirilmekte olan ilaçların %71’i sınıflarında ilk olacaklardır” diye konuşan Tepebaşı, “Bu yenilikçi ve etkin ilaçların pazara erişiminin sağlanması ve mevcut ilaçların hasta ve hekimlerin kullanımına sunulmasının sürdürülmesi için Araştırmacı İlaç Firmaları büyük gayretler göstermektedir ve göstermeye devam edecektir” dedi. 2

 

Her Yıl 4,8 Milyon İnsan Hayatını Kaybediyor

 

Hızlı sosyal ve kültürel değişimler, nüfusun yaşlanması, kentleşme oranındaki artış, fiziksel aktivitelerde azalma, sağlıksız yaşam tarzı ve davranış biçimleri gibi nedenlerden ortaya çıkan diyabetli hasta sayısı her geçen gün artıyor. Uluslararası Diyabet Federasyonu’nun verilerine göre 2012’de dünyada 371 milyon diyabetli hasta 183 milyon da tanı konulmamış hasta tespit edildi. 2030’da bu sayının 552 milyona ulaşması bekleniyor. Her 10 saniye üç kişide diyabet gelişirken, diyabet ve diyabete bağlı komplikasyonlar yüzünden her yıl 4,8 milyon insan hayatını kaybediyor.3

 

2010 yılında açıklanan “Türkiye Diyabet Epidemiyolojisi Çalışması II” (TURDEP II) sonuçlarına göre Türk erişkin toplumunda 90’ların sonunda yüzde 7.2 olan diyabet görülme sıklığının yüzde 13.7’ye yükseldiği gözlenmişti. Çalışmada ayrıca yedi milyon kişinin diyabet ve komplikasyonlarından etkilendiği ancak sadece 4.3 milyon kişinin tanı aldığı açıklanmıştı.4 Dünya Sağlık Örgütü’nün verileri ise Türkiye’de diyabetin artış hızının dünya ve Avrupa genelinin üzerinde olduğunu ortaya koymaktadır.

 

Türkiye Diyabet Vakfı tarafından Türkiye'deki diyabet algısı ve bilincinin ölçülmesi amacıyla 2013 yılında yapılan Diyabet Farkındalık Araştırması (DİFA) da, ülke genelindeki diyabet bilinç oranının yüzde 37.2 olduğunu ortaya koydu. Araştırmaya göre Türk halkının yüzde 65’i de diyabete neden olan faktörleri yanlış biliyor.

 

Haber: Gülten Uğurlu

 

Editör: Çağdaş Can

Bunları da sevebilirsiniz

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir