ÇOCUKLAR OKTUR…

ÇOCUKLAR OKTUR!..

‘’Sizin aracılığınızla geldiler ama sizden gelmediler
Ve sizinle birlikte olsalar da sizin değiller.
Onlara sevginizi verebilirsiniz, düşüncelerinizi değil.
Çünkü onların da kendi düşünceleri vardır.
Bedenlerini tutabilirsiniz, ruhlarını değil.
Çünkü ruhlar yarındadır,
Siz ise yarını düşlerinizde bile göremezsiniz.
Siz onlar gibi olmaya çalışabilirsiniz ama sakın onları
Kendiniz gibi olmaya zorlamayın.
Çünkü hayat geriye dönmez, dünle de bir alışverişi yoktur.
Siz yaysınız, çocuklarınız ise sizden çok ilerilere atılmış oklar.
Okçu, sonsuzluk yolundaki hedefi görür!
Ve o yüce gücü ile yayı eğerek okun uzaklara uçmasını sağlar.
Okçunun önünde kıvançla eğilin
Çünkü okçu, uzaklara giden oku sevdiği kadar
Başını dimdik tutarak kalan yayı da sever. ‘’
Muhteşem değil mi?
‘’Çocuklar’’ın bu dizeleri, ülkesi Lübnan’ı;
yazdığı şiirlere, romanlara, yaptığı resimlere
benzeten bilge Halil Cibran’ındır.
Sorunlu bir çocukluk yaşayandır Cibran!
Ernest Hewingway demiştir ya
‘’Çocukluğu mutlu geçen kişiden edebiyatçı olmaz’’ diye(!)
xxx
Çocuklarını, kadınlarını yakan, öldüren,
onlara tecavüz edenlerin ülkesiyiz.
Yoksul çocuklarını; tarikatların,
cemaatların kucağına atan/atmış bir toplumuz!
Katliamların, cinayetlerin, ihmallerin,
tedbirsizliklerin hesabını soranın olmadığı
-az da olsa- sormaya kalkanların da
‘’siyaset yapıyorsun’’ diye eleştirildiği…
Laik, bilimsel, çağdaş eğitimin devlet
okullarında verilmesinin güvencede olmadığı…
Her acıyı, gözyaşını; ‘’fıtrat’’a, ‘kader’’e,
‘’insan faktörü’’ne bağlayanların yönettiği
‘’hukuktan uzak’’ OHAL uygulamalı Türkiye’dir burası!..

xxx

Çocuklar..Çocuklarımız…
Kavga, nefret, ayrışmalı ortamda büyümeye çalışırken
yaşamları karartılan , yanan çocuklar!
Bizim ideallerimiz onların geleceğinde saklı değil mi?
Neden onlara layık olduğu değeri vermiyoruz?
Neden onları, sevenlerini -düşlerinde bile- ağlatıyoruz?
Kadınlarımız gibi zalim/zalimane davranıyoruz.
Niçin?

xxx

Bilge Cibran’ın dediği gibi; ‘’çocuklarımız oktur!’’
Onlar oynamalı türküler söyleyerek..
Sevinmeli, gülmeli, öğrenmeli.
Dünya bir gün değil her gün onların olmalı!
Sesleri, yangın yerinde, toprak altında kalmamalı!
‘’Ve insanlarının ağaçlardan ve danalardan
daha rahat, daha kolay, daha çok katledildiği’’
bu topraklarda ilkelliğe direnelim..
Yaşama sadakatımızdan, kendimiz ve onlar için ağlamamak adına!..
Ölümleri yenecek yol mutlaka vardır mutlaka!

Bunları da sevebilirsiniz

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir