BİR HAZİN HÜRRİYET

Bir hazin hürriyet…

 

‘’Nâzım Hikmet Kültür ve Sanat Vakfı’nın içinde bulunduğu 116 yıllık tarihi bina, kira sözleşmesi bitmeden 49 yıllığına kiralanmasının ardından polis ve zabıtalar eşliğinde tahliye edildi. Bina otel yapılacak.

Nâzım Hikmet Vakfı Başkanı Rutkay Aziz, “Can ve mal güvenliğimizi korumak adına yaptıklarını söylüyorlar! Beklediğimiz bir durumdu. İnatla yaşatmaya kararlıyız. Destekler de görüyoruz. İşin içinde rant, para yatıyor. Butik otel yapmayı düşünüyorlar” dedi. Vakıf Başkanvekili sanatçı Tarık Akan 4 dava açtıklarını belirterek, “Adalet onların tarafına çalışıyor” dedi.’’

Gazetelerde bir ya da iki sütun yer alan, bir-iki tv dışında verilmeyen haber alıntısı…

Tarihi binanın kapısına polis/ zabıta dayanmış; vakıfa ait daire zorla boşaltılmış!

Ne olacak burası? Ne olacak,  rantçılara peşkeş çekilecek. Çoktan otel/AVM yapılmak üzere girişimler başlamış(!)

Kupon kupon, parsel parsel satışların yapıldığı tam bir Yeni Türkiye(!) manzarası!..

 

xxx

 

Nazım Hikmet…

Dünyanın paylaşamadığı ozanımız..Mustafa Kemal Atatürk’ten sonra evrende en çok tanınan isim; ’’Mavi Gözlü Dev!’’

Faruk Nafiz’in ‘’başka sanat bilmeyiz, karşımızda dururken/yazılmamış bir destan gibi’’ dediği Anadolu’nun yiğidi…

‘’Bir güzellik bulan, bir güzellik yaratan; bunu birlikte okuyup/dillendirelim,  zevkimize zevk katalım’’ diyebilene örnektir Nazım..

‘’Bu hürriyet hazin şey yıldızların altında’’ yazmış, o kavgasını ‘’şiir atlasında’’ bayrak gibi gezdirmiş Nazım Hikmet.. 

Sonra..

Milli Mücadele’ye katılmış  ‘’vatan şairi’’dir..Vatandaşlıktan çıkartılmış ‘’vatan haini’’dir(!)

Cezaevleri meskeni olmuştur..Açlık Grevi yapmıştır..Sürgünde; ‘’ Memleketim, memleketim, memleketim, ne kasketim kaldı senin ora işi 
ne yollarını taşımış ayakkabım, son mintanın da sırtımda paralandı çoktan, Şile bezindendi. Sen şimdi yalnız saçımın akında, enfarktında yüreğimin, alnımın çizgilerindesin memleketim, memleketim,memleketim…’’ yazacak kadar sevdalıdır.

Hep çekmiş, çektirilmiştir!.Zalim,  zulmünü layık görmüştür.

O; çok sevdiği /dost olduğu Türkçe ile şiirlerini yazarken, ayrılıklarını, hasretlerini de ezbere saymıştır !

Şiirleri, kitapları; yasaklanmış, toplatılmış, yakılmıştır. Yaşamını yitirdikten sonra bile‘’sakıncalı’’ yapılmıştır. Bütün yoldaşları gibi!

Nazım da şöyle dizelemiştir bu durumu:

‘’Yazılarım otuz kırk dilde basılır/Türkiye’mde Türkçemle yasak!’’

Kitaplarını ‘’yayınlayanlar/yazanlar/resimleyenler’’;  cuntacılarca zincirlenmişler, işkencehanelerde bile susmamışlardır.

Usta da, onlar da; ‘’yaşamanın bir direniş’’ olduğuna inananlardır çünkü!..

İyi ki mezarın buraya getirilmedi Nazım Baba. Biz layık değiliz çünkü…

 

xxx

 

17/25’i örtbas edenler, hukuku katledip yerle bir edenler, Anayasa’yı çiğneyenler, medyayı sansürleyenler, İleri Demokrasi masalıyla özgürlükleri kısıtlayanların ülkesinde, Nazım’ı yaşatmaya çalışan bir vakıfa bile tahammül edemeyenler…

Sakın biz ona iade-i itibar yaptık’’ demeyin! Hala uğraşıyorsunuz…

Utancı bilerek yaşamak; korkunçtur. Daha korkuncu da

var; ‘’utancı bilerekten yaşatmak !’’

 

 

Yazarın Notu: Yazıyı bitirdikten sonra Müjdat Gezen aradı. Rutkay Aziz ve Tarık Akan’a; Nazım Hikmet Kültür ve Sanat Vakfı için Kadıköy’deki tiyatro binasında yer gösterdiğini bildirdiğini aktardı. Tesekkürler Usta. Yakışanı yapmışsınız.(AK)

Bunları da sevebilirsiniz

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir