AŞIK MAHZUNİ

AŞIK MAHZUNİ

 

Sesti, sazdı, sazın telleri ; tezeneydi!

Muhalifti..

Cesurdu..

Eğilmeyen baştı..

Sevgisi; yüreklerden çağlardı.

Türküler yakar, kalplere değerdi.

Dillerden düşmezdi ezgileri..

Bir ’Gökte yıldız, yerde ışık görünmez

Güneş doğup gündüz olduğu zaman

İnsanoğlu ara yerde sürünmez

Baş koyacak yastık bulduğu zaman’’ yazardı..

Bir; ‘’Hoşt Amerika, puşt Amerika..

Katil Amerika!’’…

Sıklıkla da Atatürk’e özlemini dillendirdiği

‘’ Samsun’dan gel, sarı saçlım, mavi gözlüm” ..

Bir ‘’Yuh..Yuh’’u vardı, marş gibiydi..

Yazdıklarından, söylediklerinden ‘’sakıncalıydı’’..

Sıkıyönetim Mahkemeleri, DGM’ler;  mekanıydı..

Sayısız gözaltısı, hapisliği de vardı Aşık Mahzuni Şerif’in.

 

***

‘’Dom Dom Kurşunu’’, çok popüler olmuştur..

Başta kendisi ve Selda olmak üzere, pek çok ünlü

can vermiştir türküye..

Çok ilginçtir öyküsü ‘’Dom Dom Kurşunu’’nun..

O dönemde, Maraş-Afşin’in bir beldesinde yüreği de

cüssesi de dev bir yiğitle omuzdaştır Aşık Mahzuni..

Yoldaşı, aynı zamanda belediye başkan adayıdır da..

Mafyöz kılıklı diğer aday, mangal yürekli

yiğidin çekilmesini isterse de red yanıtı alır.

Bir gün pusu kurar ve dom dom kurşunuyla

(domuz avında kullanılan) kaşlarının arasından

vurarak öldürür. Âşık;  bu duruma tanıktır,

kaşlarının arasından kanın aktığını görür.

Cinayetin ardından türküyü yakar:

‘’ “Kaşların arasından domdom kurşunu değdi/

Bir avcı beni vurdu bin avcı beni yedi/

Ah dedim ağladım/ Yaremi bağladım..”

xxx

Kalbine dertler düştü, yıllarca zulme uğradı Mahzuni..

Dişlerini söktüler işkencede.

Evi dört kez yakıldıysa da o yılmadı..

Yazdı, çaldı, söyledi..

Gözünü, sözünü sakınmadı, yitirmedi ümidi.

Ona göre yaşam ‘’umutsuzluktan umut yaratmaktı!’’

Bedeller ödese de asla, asla sevdalarını ertelemedi.

Aşık Veysel ile, ‘’Bozkırın Tezenesi’’ Neşet Ertaş

ile de iyi dost oldu..,

Aşıklar Derneği’ni kurdu, 1999’da da

CHP üyesi oldu..

***

‘’Ölüm bu!

Fıkara ölümü. Geldim, geliyorum demez.’’ der ya Ahmed Arif.

16  yıl önce bugün,

‘’Eğer bana gel gel olsa yüceden,
Çarpar kanadımı uçar giderim,
İsteğim yok gündüz ile geceden,
Ben bir Mahzuni’yim naçar giderim”

dizeleriyle -belki de- yorgunluk gidermeye gitti

Çağdaş Pir Sultan Abdal!

Mahzuni’yi özlemle, saygıyla anıyoruz..

Bunları da sevebilirsiniz

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir